Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

‘yorum’ Kategorisi için Arşiv

Üniversite üçüncü sınıfta, ilk kez arkadaşlarımla ebeveynsiz tatile çıkmıştık. Düzenden, kurallardan uzak yerler arıyorduk kalabalık plajların, gereksiz açık büfelerin olmadığı. Sağdan soldan edindiğimiz bilgilerle kendimize iki hedef belirledik: Olimpos ve Kelebekler Vadisi. Aslında birçok yönüyle birbirinden farklı olan bu iki mekanın ortak özellikleri sit alanları olmaları ve sadece belli bir genç kitle tarafından tercih edilmeleriydi. [...]

Yazının Tamamını Oku »

In Turkey, for most of the people in my generation, who were born in 1980’s, it is very hard to understand and analyze what is happening in Turkey at the moment. Are we threatened by political Islam? Are we going to become Iran? Is a new military coup coming up? And the most important question: [...]

Yazının Tamamını Oku »

Have you seen the movie Fitna? Before reading this, please watch it. Because it is not to be understood just by thoughts but also feelings. Dutch PM Geert Wilders claims to have made it. That makes me wonder what kind of work has he put in it. It seems to be done in half a [...]

Yazının Tamamını Oku »

Düşünün. Bir ülkede doğuyorsunuz, ki bunlardan dünyada ikiyüze yakın var, sonra bu ülkenin devleti size inanılmaz bir tarih anlatıyor; kahramanlıklarla, kutsallıklarla bezenmiş ve siz bu ülkenin bugününden ölesiye/öldüresiye şikayetçi olmanıza rağmen bu ülkeye bayılıyorsunuz. Tanımlayamadığınız “milli değer”lerinizi korumak hayattaki yegane hedefiniz haline geliyor. İnsan olmanın önüne geçebiliyor Türk olmak ve herşeyi mübah kılabiliyor: Belli grupların [...]

Yazının Tamamını Oku »

Size toplumun nasıl bir yapıya sahip olduğuyla ilgili değil de nasıl olması gerektiğiyle ilgili bir eğitim veriliyor, bol edebiyatlı, en duygusalından, en hayalperestinden. Sıkı bir gelenek içinde evde-okulda-işte, düşünmeniz son haddinde kısıtlanarak ya da en iyi ihtimalle ait olduğunuz grubun çıkarlarını savunacak biçimde ve “kendi” ihtiyaçlarınızı tatmin etmek için kullanıyorsunuz eğitiminizi ve aklınızı… Sonra gün [...]

Yazının Tamamını Oku »

Doğum-Ölüm-Zaman

Bugün 5 Haziran 2007. İnsanlık için bir başka yüzkarası olan bu günden 284 sene önce kapitalizmin kurucularından Adam Smith İskoçya’da dünyaya gelmiş. Yetmemiş, 160 sene sonra 1883′te yine aynı gün Smith’in yarım bıraktığı işi tamamlamak (ya da kurtarmak) için bir de John Maynard Keynes doğmuş İngiltere’de. Üzerinden bir 84 sene daha geçmiş, bir türlü bitemeyen [...]

Yazının Tamamını Oku »

Gönüllü Sürgün Olmak

Sürgün olmak, bir seçim değildir. Ya içinde doğarsın ya da başına gelir. Sürgün bilir ki seküler ve değişken dünyada evler ve memleketler geçicidir. Sınırlar ve duvarlar kendimizi güvende hissetmemizi sağlarken aynı zamanda mantıkdışı ve gereksiz biçimde savunulan hapislere de dönüşebilirler. Sürgünler, düşünce çitlerini kırıp, sınırları aşarlar ve deneyimlerler.  Edward Said Sürgün olmak, işleyen akıl için [...]

Yazının Tamamını Oku »

55 yaşında İsrailli bir hahamla neler konuşurdunuz? Nasıl önyargılarla başlardınız bu konuşmaya? Jeremy ile Kudüs’te ilk tanıştığımda şaşkınlık içerisindeydim. İsrailli bir hahamla nasıl bir üslupla konuşulması gerektiğini kimse öğretmemişti bana. Etrafımızda Gazze’den yerleşkelerinin kaldırılmasını protesto eden İsrailliler ve hemen yan tarafta Lübnan savaşını protesto eden Filistinliler öfkeyle yürüyüp sloganlar atarken, o bilmediğim dilin kendiliğinden oluştuğunu [...]

Yazının Tamamını Oku »

Dün bütün günü Jeremy ve oğlu Maor’la (artık Türkiye’den ayrıldıkları için güvenlik gerekçeleri de kısmen ortadan kalkmıştır) İstanbul’u gezerek ve beyin fırtınası şeklinde konuşarak geçirdik. Çok şey öğrendim, çok şaşırdığım anlar da oldu, çok kızdığım, çok sevindiğim de… Maor’un orduda yaşadığı deneyimler çok ilginçti. Savaş karşıtı ve vicdani redçileri destekleyen bir babanın oğlu olarak yetişip [...]

Yazının Tamamını Oku »

Bir konuda kendi canı yanmadan, o konuyu anlayamayıp hissedemeyenlerdenim. Kendim yaşayınca ise, başkalarının aynı durumda ne yaşadığını hissedebilecek kadar empati yeteneğine sahibim. Ama hala neden canımızı yaktıklarını anlayamıyorum… Hantallaşmış devlet işleyişi ve kanser eden bürokrasinin tek çözümünün özelleştirme, dolayısıyla da o tüylerimi diken diken eden kapitalizm olduğuna inanmaya başlamışken, Türkiye şartlarında dönüşümün gerçekleşme biçimlerinin farklı [...]

Yazının Tamamını Oku »

Eski Yazılar »

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.